İstanbul travestileri

Aziz Yıldırım’ın Canlı Yayın Açıklamaları

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Ahmet Hakan’ın sunduğu Tarafsız Bölge’de konuşuyor.

aziz 300x188 Aziz Yıldırımın Canlı Yayın Açıklamaları

İstanbul travestileri

 

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Asbaşkan Deniz Tolga Aytöre ve Genel Sekreter Mahmut Uslu, CNNTürk’ün canlı yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunuyor. Aziz Yıldırım, “Şike davası olmasaydı da hedef olurdum. Şamil Tayyar benim Ergenekon’un kasası olduğumu yazdı ve söyledi. Beni Ergenekon’a bağlamak istiyorlardı ama başaramadılar” dedi. Devamında Hükümet-Cemaat gerilimine ilişkin konuşarak, “17 Aralık’ta yapılan bir operasyondur. Ülkenin genel durumu üzerinde kendimizi odaklıyoruz. Bugün Ergenekon, Balyoz, Oda TV, Cübbeli Ahmet davası… Yani özel mahkemelerde yargılananların hukuksuz yargılandıklarını beyan ediyoruz. 17 Aralık’ta yapılan bu hadiseyi kınıyoruz. Aynı zamanda Fetullah hocanın da ses kayıtlarının yayınlanmasını da tasvip etmiyoruz. Bu da bir operasyon. Kanuna göre gereken yapılacak.” ifadelerini kullandı.

Ahmet Hakan: Ne zaman hapse gireceksiniz? Bu şekilde sormak doğru mu bilmiyorum ama…

“Yargıtay başsavcılığında bizim dilekçemiz vardı. O inceleniyor. İtiraz dilekçesi. Şu anda kamuoyu gibi biz de bekliyoruz. Ben de bekliyorum çok da önemli değil benim hapiste yatmam. Önemli olan Türkiye’nin durumu. Biz hapisten korkmuyoruz. Biz dava adamıyız. 1 yıl yattım. 2 sene 4 ay gibi bir şey daha yatacağım. Doğal bir süreç. Eğer suçsuz olduğunuzu kabul ediyorsanız insanların vicdanında yeniden yargılanırsınız. Mühim olan benim insanları vicdanında temiz olmam”

“Bildiklerimi açıklarsam yer yerinde oynar diye bir şey demedim. Ben değişmem 62 yaşındaki bir adamı değiştirebilir misiniz? Ben neysem oyum. Fenerbahçe’yi de konuşacağız, Aziz Yıldırım’ı da konuşacağız. Bu iki konu bir bütün, ayıramayız. Şike davası olmasaydı da hedef olurdum. Şamil Tayyar benim Ergenekon’un kasası olduğumu yazdı ve söyledi. Beni Ergenekon’a bağlamak istiyorlardı ama başaramadılar.Askerle benim bir ilişkim vardı sandılar. Halbuki bizim ortak noktamız Fenerbahçe.İhaleler aldı Aziz Yıldırım, silah sattı dediler. Ben Nato mütehattitiyim. Yol yaptım. Türkiye’nin bir özelliği var her şey sansasyon.”

“17 Aralık’ta yapılan bir operasyondur. Ülkenin genel durumu üzerinde kendimizi odaklıyoruz. Bugün Ergenekon, Balyoz, Oda TV, Cübbeli Ahmet davası… Yani özel mahkemelerde yargılananların hukuksuz yargılandıklarını beyan ediyoruz. 17 Aralık’ta yapılan bu hadiseyi kınıyoruz. Aynı zamanda Fetullah hocanın da ses kayıtlarının yayınlanmasını da tasvip etmiyoruz. Bu da bir operasyon. Kanuna göre gereken yapılacak.”

“Bana kimse destek çıkmadı sadece Fenerbahçeliler vardı. Bizim kuşkuyla baktığımız nokta iddia edilen şeylerle alakalı kuşku duyuyoruz..”

“Bir iki dava için özel mahkeme olmaz burda bir hukuksuzluk varsa 2005′e kadar gidilmeli davalar herkes için adaletli olmalı.”

“İktidar yanlış yaptı. Adil yargılanmayı yaprken usulüne ve kanuna göre yapılmalı. Benim resimlerimi çektiler hapishanede. Bir algı oluşturuldu. Kanun, hakim, savcı eldeki belgelere göre yargılamalı. Gizlilik kalktıktan sonra herkes öğrenecek. Gizlilik varken internet sayfalarından öğrendik suçlu olduğumuzu.Suç var veya yok o ayrı bir konu. Mahkeme gerekeni yapar. Rejimi sıkıntıya soktuk. Bütün partiler şikayetçi. AKP, CHP, MHP, BDP şikayetçi. Bunu çözmek hükümetin görevi. Yeniden adil yargılanma yaparak bu insanların suçlu olup olmadığını ortaya koyacaklar. Ben yatmayı göze aldım. Kamuoyu öğrensin. O insanlara yazık. İnsanlar kanserden ölüyor içeride.”

“Başka bir mahkemeye gittiniz. Neyle yollayacaklar sizi. Özel yetkili savcıların belgeleriyle. Yani polis fezlekeleriyle. Biz o fezlekeler sonucu UEFA’ya gittik. Daha savunması alınmamış insanı örgüt lideri olarak lanse edemezsiniz.”

“Biz neyi konuşuyoruz. Biz o yaptı ve bu yaptının ötesindeyiz. Başbakan “Evet, yanlışlar olmuş” diyor. Allah’a havale etmiştik bunları ama Allah’a havale etmeden de inşallah burada çözeceğiz.”

Emenike’nin parası görüntülü dediler. Bir şey çıkmadı. Biz görmedik bugüne kadar. Siyah çanta var dediler. Bizde Emenikte’nin paralarının görüntüleri var dediler. Sivas’ta görüntü var dediler, yok. Buca maçında şike olduğunu biliyoruz dediler, iddianameye bile girmedi. Bunları ne zaman öğreneceğiz. İddianame açıklandığı zaman. Herkesi itibarsızlaştırma hareketiyle içeriye aldılar ve tutukladılar.

“Ya biz kurtulacağız, adil yargılanacağız, ya da bütün haklarımızı iade edecekler. Mehmet Berk şunu söylüyor. Bu davanın kilididir bu: “Bu dava bana Zekeriya Öz ‘den geldi. Öz Galatasaraylı’ydı. Davanın kendisinde olmasının yanlış olduğunu söyleyerek dosyaları önüme koydu… Davalar sıradan bir dolandırıcılık çerçevesinde ele alınabilirdi. Bu durumda bu kişileri çağırıp, ifadelerini alıp salmaya karar verdim. TBMM’de kanun değişti ve yapabileceğimiz bi şey yoktu. Önüme gelen dosyada Fenerbahçe ile ilgili şike içeren dosyalar vardı. Bunu sadece Fenerbahçe davası ile ilgili ele almak doğru olmaz, diğer davalara bakmak lazım dedim.”

İstanbul travestileri

ORGANİZE DİLENCİLİK

İstanbul’da sayıları her geçen gün artan dilenci çetelerinin önüne bir türlü geçilemiyor. Vicdanları sömürmeyi amaç edinen dilenci çetelerinin en büyük kozları ise çocuklar. Çocukların minik elleri aracılığıyla para kazanan çete liderleri sabahları servislerle çocukları sokaklara dağıtıp akşamları topluyorlar. Kadıköy de dilenci çetelerinin günbegün arttığı ilçelerden biri.

 

kadikoyde 300x199 ORGANİZE DİLENCİLİK

İstanbul travestileri

Türkiye’nin özellikle de İstanbul’un önemli sorunlarından biri olan dilencilik Kadıköy’de başka bir boyut kazanmış durumda. İskele bölgesinde gün boyu yoğun insan trafiğinden faydalanan dilencilerin organize bir biçimde gruplara ayrılarak kendi bölgelerine yerleştikleri dikkatleri çekiyor. Çocukları veya diğer yetişkin dilencileri belli sokaklara servis araçlarıyla dağıtan, hepsini organize eden çete liderleri bulunuyor. Bu liderler genelde aile içinden, büyükler, babalar veya amcalar oluyor.
Buna göre özellikle akşam saatlerinde çocuk dilenciler çete liderlerinin yönlendirmesiyle kendilerine hedef seçtikleri kişinin peşine düşerek zorla mendil satıyorlar. Daha sonra belli noktalarda bekleyen çete liderleri çocukların dilenerek kazandıkları paraları alıp tekrar görev yerlerine gönderiyorlar. Bu şekilde organize olan dilencileri şimdiye kadar ne zabıta ne polis durdurabildi.

 

Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı’nın verilerine göre Türkiye genelinde toplam 41 bin çocuğa zorla dilencilik yaptırılıyor. Bunun yaklaşık 30 bin’i İstanbul’da yaşıyor. Bu araştırmaya göre en çok sokak çocuğu İstanbul’da yaşıyor. Yetkililer, mevzuattaki yaptırımlar yetersiz olduğu için dilenciliğin önüne geçilemediğini belirtiyor. Ayrıca dilenciliğin artık tamamen büyük bir sektör haline geldiğine dikkat çeken yetkililer, dilenciler arasında İstanbul’un bölge bölge parsellendiğini vurguluyorlar. Türk Ceza Kanunu’nun 229. maddesinegöre, çocuğunun dilendirilmesine müsaade eden ailelerin cezalandırılmaları gerekiyor. Ailesi ve kimliği tespit edilen çocuğun anne veya babası hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuluyor. 18 yaşını dolduran dilencilere ise 70 TL para cezası kesiliyor.

 

ÇOCUKLAR DİLENİYOR BÜYÜKLER YİYOR

 

Ufak yaştaki çocukların henüz nasıl bir olayın içinde olduğunu kavrayamayacağını bilen dilendiriciler, dilenmeyi oyun olarak anlatıp çocukları kendi aralarında yarıştırarak kandırıyorlar. Çocuklar gün boyu dilenerek kazandıkları paraların bir kısmıyla çete liderlerine çay ve tost alıp geri kalanını onlara veriyorlar. Çocuklar dilenirken çete liderleri onları uzaktan izleyerek dinleniyor. Aynı zamanda çiçekçilik de yapan

çete liderleri çocuklara zaman zaman sert tepkiler de gösteriyorlar. Çocukların çoğu Anadolu’dan İstanbul’a çalışmak için gelmiş olduğu için genellikle dayatılana boyun eğmek zorunda kalıyorlar.

 

kadikoyde 300x199 ORGANİZE DİLENCİLİK

İstanbul travestileri

ÖĞRENCİLER ŞİKAYETÇİ

Kadıköy’de dilencilerin mesken edindiği iskele meydanında bulunan İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı öğrencileri durumdan fazlasıyla bıkmış durumda.  Öğrenciler her dakika çocuklar tarafından önlerinin kesilmesinden ve zorla mendil satmaya çalışılmasından şikâyetçi. Özellikle bu durumla ilk defa karşılaşan öğrenciler, başlarda çocuklara yardım ettiklerini ancak gözlerinin önünde sıkça tekrarlanan durumun iç yüzünü gördükten sonra fikirlerinin değiştiğini söylüyor. Görüştüğümüz dilencilerden biri yapacak başka işinin olmadığını, çaresiz olduğunu anlatıyor. Ailecek bu işle uğraştıklarını, dilencilğin artık meslekleri olduğunu söylüyor

İstanbul travestileri

İstanbul’da gaspçı dehşeti

istanbul besiktas ta gaspci dehseti 4027625 300x168 İstanbulda gaspçı dehşeti

İstanbul travestileri

 

 

Zanlı, genç kadını sürükleyerek tekrar kameranın görüş açısına sokuyor. Zanlının yere savurduğu kadın, çantasını vermemek için mücadele ediyor. Zanlı ise bir yandan çantayı çekiyor, diğer yandan bağıran kadını susturmak için ağzını kapatıyor. Kadının direnmesi, saldırganı adeta çılgına çeviriyor. Gözü dönmüş şahıs, şiddetin boyunu artırıyor. Yerdeki kadının yüzü ve karnına peş peşe yumruk atıyor. Zanlı daha sonra saldırdığı kadının saçlarından tutarak kafasını yere vurmaya başlıyor. Yakalanmamak için etrafı kontrol eden zanlının yüzü kameralara net bir şekilde yansıyor. Çaresizce çırpınan kadın ise çantasını bırakmıyor. Bunun üzerine telaşa kapılan saldırgan ise kadının elindeki telefonu alıp hızla kaçıyor

İstanbul’un göbeğinde akıl almaz tecavüz

Kamera kayıtlarını inceleyen polis ekipleri, gözü dönmüş saldırganı Ümraniye’de düzenlediği bir operasyonla yakaladı. Zanlı, tutuklanarak cezaevine gönderildi.

 

EMNİYET AÇIKLAMA YAPT

İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Beşiktaş’taki gasp olayını gerçekleştiren saldırganın yakalanarak tutuklandığını bildirdi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Basın ve Halkla ilişkiler Şube Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, “Bugün bazı medya organları ve internet sitelerinde Bebek Mahallesi, Küçükbebek Caddesi Dere Sokak üzerinde meydana gelen ve mağduru bayan olan kişiye ait görüntülerin yer aldığı darp ve gasp olayı ile ilgili haberlere yönelik aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.

 

Basın ve yayın organlarında yer alan mezkur olay, 15 Ekim 2013 tarihinde meydana gelmiş ve olayın şüphelisi olan A.Ş. isimli şahıs, Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliğinin yürüttüğü çalışmalar neticesinde 24 Ekim 2013 tarihinde yakalanarak çıkartıldığı adli

İstanbul travestileri

Çipli TC kimlik kartları bu yıl dağıtılıyor

kart 300x189 Çipli TC kimlik kartları bu yıl dağıtılıyor

İstanbul travestileri

Devlet dairesinde geçen zaman çilesini bitirecek çipli T.C. kimlik kartları bu yıl dağıtılmaya başlanıyor!

Yeni e-kimlik kartlarına dair ayrıntılar Proline Bilişim’in düzenlediği Uluslararası İstanbul Biyometri Konferansı 2013’te gün yüzüne çıktı. Kopyalanamayan, tahrif edilemeyen ve çipinde barındırdığı biyometrik bilgiler sayesinde hizmet alımını çok daha hızlı ve güvenli hale getiren yeni kartlar sayesinde vatandaşların bürokratik işlemlerde çektiği zorluklar tarihe karışacak.

Geleneksel kimlik doğrulama sistemlerinin modern ihtiyaçlar karşısında yetersiz kalması nedeniyle tüm dünyada kamu kurumları ve özel şirketler yenilikçi teknolojilerin peşine düşerken, öncü Teknoloji şirketi Proline Bilişim, Türkiye’nin biyometri odaklı ilk ve tek konferansı olma özelliğini taşıyan Uluslararası İstanbul Biyometri Konferansı’nda geleceğin şehirlerinin en önemli unsurları arasında görülen biyometrik kimlik doğrulama sistemlerinin masaya yatırılmasını sağladı. 29-30 Mayıs tarihlerinde İstanbul Marriott Hotel Asia’da yapılan etkinlikte biyometride kilit teknolojiler, biyometri teknolojilerinin avantajları, parmak izi, parmak damar izi, iris, yüz ve ses tanıma teknolojileri, biyometride yeni standartlar ve hükümet politikaları masaya yatırıldı. Merakla beklenen yeni T.C. Kimlik Kartı’na dair önemli ayrıntılar da konferansta paylaşıldı.

Konferansın açılış konuşmasını yapan Proline bilişim İcra Kurulu Başkanı Mehmet Doğanyiğit Dünya Ekonomik Forumu’nun yaptığı açıklamaya göre Türkiye’nin rekabetçilik endeksinde 59., inovasyonda ise 43. sırada bulunduğuna dikkat çekerek, geleceğin biyometri teknolojilerinin Uluslararası İstanbul Biyometri Konferansı’nda tartışılması ile birlikte sektördeki işbirliklerinin artacağını ve oluşacak sinerjinin ülke ekonomisine olumlu katkılar yansıtacağını vurguladı.

Kişinin kimliği dijitalleşiyor Açılış konuşmasının ardından kürsüye Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Bilgi Yönetimi Daire Başkanı Ahmet Türkay Varlı geldi. Varlı, İnternetin yaygınlaşmasıyla birlikte devlet ve kurumların geleneksel hizmet anlayışlarında değişikliğe gittiğini ifade ederken, elektronik ortama taşınan hizmetlerin doğru ve adil olarak verilebilmesi için farklı güvenlik araçlarına ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi. Sahte kimlik düzenleme, sahte pasaport çıkarma, evrakta tahribat gibi kimlik sahteciliği yöntemlerinin hem ülke ekonomisini hem de bireyleri mağdur ettiğini kaydeden Varlı, teknolojinin kullanıldığı hizmetlerde hizmetin doğru kişiye ulaştırılması için biyometrik çözümlerin uygulanmasının kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. “Herkesin kimliği dijitalleşiyor” diyen Varlı, elektronik/mobil imzanın kullanılmaya başlanması, biyometrik pasaport ve elektronik kimlik kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte Türkiye’nin çağın şartlarına uygun sistemlere geçiş yaptığını memnuniyetle karşıladığını belirtti. Sürecin daha da hızlanması gerektiğini söyleyen Ahmet Varlı, hukuksal boşlukların giderilmesi, kişisel bilgilerin mahremiyetine önem gösterilmesi, veri kirliliğinin önlenmesi ve Ar-Ge çalışmalarının yapılması ile birlikte biyometrik kimlik doğrulama çözümlerinin benimsenmesinin kolaylaştırılacağını ifade etti.

Tek şifre tek kart dönemi başlıyor! Konferansın bir diğer önemli konuşmacısı da Tübitak Başkan Yardımcısı Dr. Hasan Palaz’dı. Konferansın katılımcılarına “T.C. Yeni Nesil e-Kimlik ve Biyometrik Uygulamalar” başlıklı bir sunum yapan Palaz, vatandaşların merakla beklediği yeni e-kimlik kartı ile ilgili önemli bilgiler verdi. TÜBİTAK’ın yeni e-kimlik kartı üzerinde 6 yılı aşkın bir çalışma gerçekleştirdiğini söyleyen Dr. Hasan Palaz, temaslı ve temassız olmak üzere iki farklı kullanım şekline sahip e-kimlik kartlarının 2013 yılı içerisinde vatandaşlara dağıtılmaya başlanacağını söyledi.   10 yıl dayanıklı ve milli patentli kimlik kartı Kredi kartı boyutundaki yeni e-kimlik kartlarının işletim sistemi, çip, yönetim sistemi ve açık anahtar altyapısı gibi bileşenlerinin Türkiye patentli olduğunu açıklayan Dr. Hasan Palaz, kartın gelişmiş güvenlik sistemleriyle bireysel bilgi mahremiyetini koruduğunu kaydetti. Kartın 10 yıl dayanıklı çiplerin yanı sıra fiziksel ve yazılımsal koruma önlemlerine sahip olduğunu belirten Palaz, yeni kimlik kartlarının taklit edilmesinin çok zor, kopyalanmasının ise neredeyse imkânsız olduğunu söyledi.   Hak etmeyenin hizmet alması önlenecek Kimlik doğrulamada kullanılan parmak damar izi ve avuç damar izi gibi biyometrik bilgilerin milli patentli çiplerde saklanacağını söyleyen Dr. Hasan Palaz, kartın sakladığı bilgilerin çok kısa bir süre içerisinde sensörlü cihazlar üzerinden doğrulanmasıyla vatandaşların çok daha doğru ve hızlı hizmet alabileceğini vurguladı. Yeni e-kimlik kartlarının elektronik kimlik doğrulama sistemleriyle uyumlu çalışacağını ifade eden Palaz, taklit ve tahrif edilemeyen bu kartlar sayesinde hak etmeyen kişilerin hizmet alması, başkasının kimliğini kullanarak ya da çalarak hizmet alma, onaysız işlem yapılması gibi vatandaşın adil hizmet almasının önünde engel teşkil eden usulsüzlüklerin tarihe karışacağının altını çizdi.   Ülkeye güven artacak, Türkiye yatırımlar için cazibe merkezi olacak Geleneksel kimlik doğrulama yöntemleri ve kimlik kartlarının sahteciliğe yol açtığını ifade eden Palaz, “Elektronik Kimlik Doğrulama Sistemleri” ile hizmet alan ve hizmet veren birbirinden emin olacak” dedi. Elektronik ortamda söz konusu kimlik beyanlarının doğrulanması ile birlikte işlemlerin çok daha güvenli gerçekleşeceğinin altını çizen Dr. Hasan Palaz, buna paralel oluşacak güven ortamının yeni yatırımların önünü açacağını da ifade etti.   Doğrulamayı TÜBİTAK’ın geliştirdiği Kart Erişim Cihazı (KEC) yapacak TÜBİTAK’ın e-kartlardaki bilgileri doğrulayacak Kart Erişim Cihazı’nı geliştirdiğini açıklayan Dr. Hasan Palaz, çağdaş güvenlik sertifikalarına sahip, internet üzerinden güvenli işlem sağlayan, mahremiyeti koruyan, e-imzayı destekleyen ve kolay kullanılan KEC cihazlarının kurumsal, bireysel, mobil ve kiosk versiyonlarını da geliştirdiklerini ifade etti.   Her kart Ankara’daki kişiselleştirme merkezinde işlenecek Yeni kimlik kartlarının Ankara’da bulunan Kişiselleştirme Merkezi’nde her vatandaşa göre ayrı ayrı kişiselleştirileceğini söyleyen Palaz, vatandaşların yaşadıkları il ve ilçelerdeki müdürlüklere müracaat ederek e-kimlik kartı için başvuruda bulunabileceklerini, alınan başvuruların ardından kişiselleştirilen kartların sahiplerine kargo ile teslim edileceğini söyledi.   Devlet dairesinde vakit harcamaya son Yeni e-kimlik kartlarının ticaretten kamu hizmetlerine kadar tüm alanlarda fark yaratacağını söyleyen Dr. Hasan Palaz, vatandaşların farklı belge, kart ve benzeri evrakı yanlarında taşımadan, elektronik ortamda kimlik doğrulaması yapabileceklerini ve bu sayede de hizmetleri çok daha hızlı alabileceklerini ifade etti. “Tek kart – tek şifre dönemi başlıyor” diyen Palaz, yeni kimlik kartları sayesinde elektronik hizmetlere internetin bulunduğu her yerden güvenli bir şekilde erişilebileceğini de belirtti. Dr. Hasan Palaz, e-imza kullanımına olanak tanıyan ve vize muafiyeti olan ülkelerde seyahat belgesi olarak kullanılabilecek kartların kamu kurumlarına olan faydalarını ise mali kayıpları önlemek, hak sahipliği deneyimi gerçekleştirmek, yolsuzluğu engellemek, bürokrasiyi azaltmak olarak sıraladı.

Yeni e-kimlik kartları 3 yıl içerisinde tüm vatandaşların cebinde TÜBİTAK’ın yeni kartların kullanım koşullarını geliştirme adına finans, telekomünikasyon ve lojistik gibi sektörlerin yanı sıra yerel yönetimlerle de birlikte çalıştığını ifade eden Dr. Hasan Palaz, yeni kartların 2013 yılı içerisinde vatandaşlara dağıtılmaya başlanacağını, 3 yıl içerisinde de tüm vatandaşların e-kimlik kartı sahibi olmasının planlandığını vurguladı

İstanbul travestileri

ünlü cerraha kırmızı bülten istanbul travestileri

cerrah 300x143 ünlü cerraha kırmızı bülten istanbul travestileri

İstanbul travestileri

ünlü cerrah kırmızı bültenle aranıyorr

Avrupa Birliği’nin Kosova Polis ve Adalet Misyonu’nda (EULEX) görevli uluslararası savcı Jonathan Ratel’in soruşturduğu dosyada yaşadışı organ nakilleri ve ticareti soruşturulmuş ve Kosova’da dava açılmıştı. Kosova’dan yapılan ihbarla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının hazırladığı iddianame sonrasında açılan davada İstanbul 6. Ağır Ceza’da yargılanmaya başlanan Dr. Yusuf Elçin Sönmez ile Dr. Kenan Demirkol’un Kosova’da yasadışı böbrek nakli gerçekleştirdiği iddia ediliyor. Uluslararası polis teşkilati İnterpol tarafından yayınlanan Kırmızı Bülten’de Dr. Kenan Demirkol’un cezası çekmek için Kosova hükümeti tarafından arandığı da kaydedildi. İSTANBUL’DA HAZIRLANAN İDDİANAMEDE ADI GEÇİYORDU Eylül 2011de İstanbul Cumhuriyet Savcısı Reşat Uğur Soysal tarafından hazırlanan iddianamede, Dr. Sönmez, Dr. Kenan Demirkol, Tahsin Kubilay Özusta ve İsrail uyruklu Moshe Harel şüpheli, Aysun G., Yılmaz A. ve Yalçın Ç. mağdur sıfatıyla yer alıyordu. İddianamede, Kosova yetkili adli makamlarının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına, ‘yasa dışı organ nakli’ iddialarına ilişkin adli yardım başvurusunda bulunduğu ve söz konusu yardım talebinin yerine getirildiği belirtilerek, atılı suçu işlediği öne sürülen bir kısım şüphelilerin Türkiye’de ikamet ettiği belirtilmişti. KOSOVA’DA ORGAN TİCARETİ DAVASI AÇILMIŞTI Kosova’da ikamet eden şüpheliler hakkında iddianame düzenlendiği, dava açıldığı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına da bir örneğinin gönderildiği anlatılan iddianamede, Kosova’daki iddianamenin içeriğine ve yer verilmiş söz konusu delillere göre, Kosova’daki 24 böbrek naklinin kayıt altına alındığı, şüphelilerden Dr. Sönmez’in tümünde, Dr. Demirkol’un ise 5 nakil ameliyatında yer aldığı ve ‘verici’ konumunda 4 Türk uyruklu mağdur olduğunun belirlendiği ifade edilmişti. İddianamede, mağdurlar Yılmaz A., Aysun G. ve Yalçın Ç.’nin 2008′de Kosova’ya giderek böbreklerini verdikleri ve bu ameliyatları Dr. Sönmez ve Dr. Demirkol’un yaptığı belirtilmişti. İLİŞKİLERİ TEK TEK ANLATILIYORDU Şüpheli Moshe Harel hakkında yapılan soruşturmada, suç tarihleri arasında 34 kez Türkiye’ye giriş-çıkışının tespit edildiğine ve Mecidiyeköy’de bir şirketin ortaklarından olduğuna yer verilen iddianamede, Harel’in, bir bankanın Levent şubesindeki 6 hesabında yapılan incelemede, organların nakledildiği kişilerce 652 bin 862 euro aktarıldığının belirlendiği kaydedildi. Dr. Sönmez’in böbrek nakli ameliyatlarını gerçekleştirdiği, kendisine ait İstanbul’da bulunan özel hastanenin Sağlık Bakanlığınca kapatılması üzerine yeni iş arayışına girdiği anlatıldı. Sönmez’in bu süreçte, Kosova’daki Medicus Kliniğinde böbrek nakli yoluyla organ ticareti gerçekleştirmek isteyen Dr. Lütfi Derwishi ile şüpheli Kenan Demirkol aracılığıyla tanıştığı belirtilen iddianamede, Sönmez’in, çoğunlukla İsrail uyruklu böbrek hastası müşterilerin ulaştığı şüpheli Moshe Harel ile anlaştığı kaydedildi. UYGUNLUK TESTLERİ İSTANBUL’DA YAPTIRILIYORDU Dr.Sönmez’in, Medicus Kliniğinde gerçekleşen tüm böbrek alma ve nakil ameliyatlarında yer aldığı ve ekibini yönettiği ifade edilerek, “İstanbul’a getirilen mağdur donörlerin kan örneklerini ve bir kısım tıbbi testlerini şüpheli Moshe Harel ile İstanbul’da tamamlatıp, uygun olanların Kosova’daki kliniğe gitmesini sağladığı ve organ naklinden gelen haksız gelirden büyük pay aldığı, örgüt yöneticileri ve üyelerinin maddi menfaat amacıyla bir araya gelip, suç işleme kastıyla eylemlerini devam ettirdikleri ve bu kapsamda Sönmez’in kanıtlanan 11 böbrek nakli ameliyatı gerçekleştirerek, örgüt yöneticisi sıfatıyla organ ticareti suçunu 11 kere işlediği tespit edilmiştir” denilmişti. Şüpheli Moshe Harel’in haksız kazancı ABD’deki bankalara havale ederek paranın izini kaybettirdiği ve 11 organ ticareti suçuna doğrudan katıldığının tespit edildiği anlatılan iddianamede, şüpheli Kenan Demirkol’un da 5 kez böbrek nakli ameliyatlarına katılarak örgüt üyesi sıfatıyla suç işlediği kaydedilmişti. İddianamede, şüpheli Tahsin Kubilay Özusta’nın da şikayetçi Yalçın Ç.nin akrabası olduğu, söz konusu klinikte böbreğini satması için Yalçın Ç.yi’ 15 bin TL kazanacağı vaadiyle kandırdığı belirtilerek, “Özusta’nın, şikayetçi Yalçın Ç.’yi suç ortaklarıyla birlikte 2008′de Kosova’ya gönderdiği, böbreği nakledilen Yalçın Ç’ye İstanbul’a döndüğünde vadettiği parayı da ödemediği, örgüt üyesi sıfatıyla organ ticareti suçuna katıldığı belirlenmiştir” ifadesine yer verildi. İstanbul’daki davada, sanıklar Yusuf Erçin Sönmez ile Moshe Harel’in, organ ticareti suçunun 11 kez işlemeleri nedeniyle TCK’nın ‘organ veya doku ticareti yapmak’ ve ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurmak’ suçlarından 90 ile 171 yıl arasında değişen hapis cezasına çarptırılması istenen davada, şüpheli Kenan Demirkol’a da 5 kez ‘doku veya organ ticareti yapmak ‘ve ‘suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak’ suçlarından 41 ile 78 yıl arasında değişen hapis cezası verilmesi talep ediliyor. Diğer şüpheli Tahsin Kubilay Özusta’nın da ‘suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak’ ve ‘doku veya organ ticareti yapmak’ suçlarından 9 ile 18 yıl arasında değişen hapisle cezalandırılması isteniyor. KOSOVA’DAKİ DAVADA TORONTO’DAN KONFERANSLA İFADE Avrupa Birliği’nin Kosova Polis ve Adalet Misyonu’nda (EULEX) görevli uluslararası savcı Jonathan Ratel’in yürüttüğü soruşturmada, kendisine böbrek nakledildiğini söyleyen Kanadalı tanık Raul Fain’in ifadesi, Toronto’da kurulan video sistemiyle Mart 2012′de alınmıştı. 66 yaşındaki Raul Fain, kendisine gösterilen şahıs, bina ve yerleri tek tek teşhis etti. İnterpol tarafından kırmızı bülten ile aranırken, İstanbul’da yakalanan ve tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Dr. Yusuf Erçin Sönmez ile temasını, davanın diğer ana zanlısı Moşe Harel’in kurduğunu anlatan Raul Fain “Kanada’da doktorlarım, böbrek nakli için sıranın bana ancak 12 yıl sonra geleceğini söyledi. Moşe Harel ile 2008′de İstanbul’da tanıştım. Harel, ben, adını bilmediğim böbrek nakli yapılacak yaşlı bir Alman ve yaşları 30-40 civarında olan iki Rus kadın ile Kosova’ya uçtuk. Priştine’ye geldiğimizde, kadınları ayrı araçlarla alıp gittiler. Biz de Medicus Kliniği’ne gittik. Orada, aynı kadınları ayrı odalarda gördüm. Sanırım birinin böbreğini bana, diğerininkini yaşlı Alman’a naklettiler. Dr. Sönmez, operasyondan önce ve sonra benimle ve Alman hastayla her gün ilgilendi. Naklin başarılı olduğunu anlattı. Orada 5 gün kaldım ve Kanada’ya döndüm. Bu iş için Moşe Harel’e 80 bin avro karşılığı olan 105 bin Kanada Doları ödedim” diye ifade vermişti

İstanbul travestileri

İstanbul’da geçen yarışta kazanan Topbaş oldu istanbul travestileri

sarıgül İstanbulda geçen yarışta kazanan Topbaş oldu istanbul travestileri

İstanbul travestileri

İstanbul’da CHP ve AK Parti arasında kıran kırana geçen yarışta kazanan taraf Kadir Topbaş oldu.

Türkiye’deki toplam seçmen sayısının 5′te 1′ine sahip olan İstanbul’da hem büyükşehir belediye başkanlığı hem de ilçelerdeki belediye başkanlık yarışı nefes nefese geçti. Seçim sonuçlarının ilk açıklanmaya başladığı dakikalarda büyükşehirde CHP’nin adayı Mustafa Sarıgül ile Ak Parti’nin adayı Kadir Topbaş başa baş gitti.

İSTANBUL’DA 3. TOPBAŞ DÖNEMİ

On milyon seçmenli İstanbul’da sandıklar açıldıkça başa baş bir yarış yaşandı. Ardından öne geçen Kadir Topbaş oyların %47,84′ünü alarak yarışı kazandı. Sarıgül ise oyların %40,18′ini aldı. Topbaş üç kez üst üste İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazanarak bir ilki başardı. Topbaş, 2019 yılına kadar toplam 15 yıl İstanbul’u yöneten kişi olarak tarihe adını yazdıracak.

TOPBAŞ: KAZANAN İSTANBUL

CHP adayı Mustafa Sarıgül’e üstünlük sağlayan Topbaş gece yarısından sonra yaptığı konuşmada “AK Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Kadir Topbaş, “Bir demokrasi yarışını daha geride bıraktık. Kazanan demokrasi, kazanan İstanbul, kazanan Türkiye… Hayırlı olsun” dedi.

SARIGÜL FARK YARATAMADI

Kadir Topbaş 4 milyon CHP adayı Mustafa Sarıgül ise oyların yüzde 40′ına denk gelen 3 milyon 382 bin 478 oy aldı. Kadir Topbaş’ın aksine Mustafa Sarıgül’ün açıklama yapmaması dikkatlerden kaçmadı. 2009 seçimlerindeki Kemal Kılıçdaroğlu rüzgarına benzer bir rüzgar yaratan Sarıgül de CHP’ye çare olamadı. Çünkü Topbaş hem Kılıçdaroğlu hem de Sarıgül’e 500 bin oy fark atarak seçim kazanmış oldu.

KILIÇDAROĞLU’NA DA FARK ATMIŞTI

İstanbul’da 2009 yılında 8.8 milyon kayıtlı seçmenden 7.1 milyonu oy kullanmış ve Ak Parti adayı Kadir Topbaş oyların yüzde 44.3′ü 3 milyon 83 bin oy alarak seçimi kazanırken, CHP’nin adayı olan bugünkü genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu oyların yüzde 37′sini 2 milyon 578 bin oy almıştı

İstanbul travestileri

Sultanbeyli 25 yıllık hayaline kavuştu…istanbul travestileri

sultanbeyli istanbul 300x168 Sultanbeyli 25 yıllık hayaline kavuştu…istanbul travestileri

İstanbul travestileri

Sultanbeyli Gölet, Su Oyunları Gösteri Merkezi, Spor ve Sosyal Tesisleri’nin açılışını gerçekleştiren Başkan Topbaş, Sultanbeyli’yi çok güzel bir gelecek beklediğini söyledi. 200 bin metrekarelik, bir çok farklı fonksiyonları olan bir gölet alanı ortaya çıkardıklarını kaydeden Topbaş, ayrıca Sultanbeyli’ye metro ve tapu müjdeleri de verdi.

Sultanbeyli Gölet Çevre Düzenlemesi, Su Oyunları Gösteri Merkezi, Spor ve Sosyal Tesisleri İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın katıldığı törenle açıldı. Fatih Mahallesi’nde gerçekleştirilen açılış törenine Başkan Topbaş’ın yanı sıra Sultanbeyli Belediye Başkanı Hüseyin Keskin, İBB Bürokratları, muhtarlar, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, İstanbul travestileri  ve yaklaşık 50 bin vatandaş da katıldı.

Törende konuşan Başkan Topbaş, doğru yatırımlarla Sultanbeyli’yi çok güzel bir gelecek beklediğini söyledi. Ortaya koydukları projelerle Sultanbeyli’nin yaşam kalitesini yükselttiklerini ifade eden Topbaş, “Sultanbeyli konumu itibariyle geleceğe çok daha farklı bakıyor. Tem otoyolu üzerinde bulunuyor ve Sabiha Gökçen Havaalanı’na çok yakın. Böyle bir konumdaki ilçemizin inşallah planlı, düzenli, geleceği çok daha farklı olan bir Sultanbeyli’yi ortaya çıkaracağız” dedi.

Gölet’e ücretsiz ring otobüs seferler konulacak

Başkan Topbaş, Sultanbeyli’nin 25 yıllık hayali olan Gölet Parkı projesini hayata geçirdiklerini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Toplamda 200 bin metrekareyi kapsayan bir gölet projesi. Çok farklı fonksiyonları da içeren bir proje. Sultanbeyli’nin nefes alacağı bir yer. Çok mükemmel oldu. Çocuklar spor yapacak, hanımlar buluşacak oturacak, beyefendiler gelip çayını kahvesini içecek. Nasıl bir haldeydi bu vadi, şu anda ne hale geldi siz gördünüz. Toplamda 31 Milyon TL yatırım yaptık buraya, yetişkin ağaçlar diktik. Ayrıca belirli saatlerde Gölet’in içindeki İBB Sosyal Tesisleri’nden karşı tarafa ring otobüs seferleri konulacak. Bu otobüsler tamamen ücretsiz olacak.”

Sultanbeyli Metrosu 2019 öncesi tamamlanacak

Sultanbeyli’ne metro müjdesi de veren Başkan Topbaş, 2019 sonrası planladıkları metro hattının yeni planlama ile 2019 yılına kadar bitirileceğini söyledi. “İstanbul’da en ağırlıklı yatırımlarımız ulaşım ile ilgili” diyen Kadir Topbaş sözlerini şöyle sürdürdü: “Otobüsleri yeniledik. İkaruslardan kurtulduk, klimalı konforlu otobüsler koyduk. Sultanbeyli’de trafiği merkezde yer altına aldık trafiği rahatlattık. Sultanbeyli Merkez Camii’nin etrafında altı otopark üstü meydan ve camii projesini de yapacağız. Sultanbeyli de metro istiyor. Sultanbeyli metrosunu biz 2019 sonrasında programa alacaktık. Ancak Sultanbeyli Belediye Başkanı Hüseyin Keskin çok ısrar etti, 2019 sonrasını bekleyemeyiz dedi. Ekibimize bunu bir çalışın, sonra söyleyeceğimiz söz yerde kalmasın söz namustur dedik. Ekibimiz bir çalışma yaptı. 400 kilometre raylı sistem şu anda 430 kilometreye çıktı. İşte bu 6.5 kilometresi buradaki ilaveden dolayı oluyor. Madenler mevkiinden Çekmeköy, Sancaktepe, Sultanbeyli,  Sabiha Gökçen’e ilave hatla inşallah buraya özellikle; Madenler’den, Samandıra’dan, Merkez’e gelecek bir metroyu, 2019 yılına yetiştireceğiz. Sultanbeyli’ye geldiğinizde burada bir metro olabileceğini düşünebilir miydiniz? İstanbul’un istediğiniz noktalarına hatta Marmaray’la hızlı trene oradan istediğiniz yere gidebileceksiniz. Biz proje adamıyız. Derdimiz sevdamız insanımıza hizmet etmek.”

Sultanbeyli’nin tapu sorunu çözülüyor

Sultanbeyli’nin tapu sorununun da çözüleceğini ifade eden Topbaş kısa süre içinde vatandaşlara tapularının dağıtılacağını kaydetti. Bu konuda Ankara’da kendilerinin de katıldıkları çalışmalar yapıldığını, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın konu ile özel olarak ilgilendiğini belirten Topbaş, “Yakın bir tarihte tapularınızı alacaksınız inşallah. Çok ciddi fedakarlıklar yaptı devletimiz. Başka firmalarla takaslar yaparak buradaki arazileri aldı ve size halkımıza tapuları vermek üzere bir karar çıktı” dedi.

Sultanbeyli Gölet Parkı Özellikleri:
Gölet ve Su Gösterileri: 36 bin metrekare
Sosyal Tesis: 2 bin 10 metrekare
Amfi: 3 bin kişilik (3 adet)
Spor Sahaları: 5 bin 800 metrekare
Fitness Alanı: 560 metrekare
Gölet üstü Ahşap Seyir Terası: 2 bin 350 metrekare
Yaprak Güneşlenme Parkı: 25 Adet
Pergola: 32 adet
Çocuk Oyun Alanı: 6 bin 350 metrekare
Piknik Alanı: 3 bin 500 metrekare
Çim Alan: 55 bin metrekare
Skate Park
Su Parkı
Çocuk Oyun Parkları
Çalı: 120 bin adet
Ağaç: 4 bin 100 adet
Mevsimlik Çiçek: 800 bin adet
Lale: 200 bin adet
Yollar: 16 bin 500 metrekare

istanbul travestileri

Ekonomi zirvesinde gerilim istanbul travestileri

Ekonomi zirvesinde Ali Babacan Yiğit Bulut gerilimi 300x160 Ekonomi zirvesinde gerilim istanbul travestileri

istanbul travestileri

Radikal.com.tr – 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonun ardından döviz kurlarında yaşanan artışa geç müdahale edilmesinde, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile Başbakan Erdoğan’ın ekonomiden sorumlu baş danışmanı Yiğit Bulut arasındaki görüş ayrılığının etkili olduğu iddia edildi. Taraf’tan Hüseyin Özay’ın haberine göre, Başbakan Erdoğan’ı, müdahale konusunda ikna etmek için yoğun çaba harcayan Babacan’a, Erdoğan, “Yiğit öyle demiyor Ali” demiş.

Haberde, ‘Piyasalarda yaşanan dalgalanmaya müdahale sırasında yaşanların perde arkası’ açıklamasıyla anlatılanlar şöyle:

‘İLK GÜN DÜŞÜNÜLDÜ’

Yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının ardından dolar kurlarında yükseliş başladı. İlk etapta, ekonomi yönetimi piyasalardaki ateşe Merkez Bankası’nın döviz satış operasyonu ile müdahale etmeye çalıştı. Bu tedbirler de yeterli olmayınca, Merkez Bankası, Hazine ve BDDK gibi ekonominin kritik birimleri biraraya gelerek, ortak bir tedbirler paketi hazırladı. Pakette, kısmi olarak faiz artışı da öngörülüyordu.

‘BABACAN ANLATTI’

Babacan, ocak ayının ilk yarısında döviz kurlarındaki artışı frenlemek için hazırlanan paketi Başbakan Erdoğan’a sundu. Babacan, piyasalarda yaşanan dalgalanmanın sonuçları hakkında ayrıntılı olarak Erdoğan’a bilgi verdi. Babacan, dolar kurunun 2.30’a yükselmesi halinde ekonomide ciddi bir sıkıntı yaşanacağını ve bu nedenle faiz artırımına gidilmesi gerektiğini söyledl

BABACAN’IN ŞOK OLDUĞU AN

Taraf’ın ekonomi yönetiminden edindiği bilgiye göre, Başbakan Erdoğan, Babacan’ın anlattıklarını dinledikten sonra, “Yiğit öyle demiyor ama” diyerek, faiz artırılmasına yönelik karara destek vermediğini söyledi. Babacan ise, Erdoğan’ın bu sözleri karşısında adeta şok oldu. Türk ekonomisini başarı ile 11 yıl yöneten Babacan, Yiğit Bulut’un ekonomi çevrelerinde “uçuk kaçık” olarak nitelendirilen fikirleri doğrultusunda karar alınması karşısında büyük bir şaşkınlık yaşadı.

TEDBİRLER GECİKTİ

Babacan ile Yiğit Bulut arasındaki görüş ayrılığı faizlerle ilgili kararın gecikmesinde etkili oldu. Merkez Bankası, faiz artırım kararını ocak ayının sonunda almak istanbul travestiler, istanbul travestileri, istanbul travesti, travesti  zorunda kaldı. Hatta bu gecikme nedeniyle faiz artış puanı da yüksek tutulmak zorunda kalındı. Yine bu dönemde Merkez Bankası döviz kurlarına müdahale etmek için milyarlarca dolarlık döviz satışı yaptı. Başbakan Tayyip Erdoğan da, Merkez Bankası’nın tarihi faiz artırım kararının ardından yaptığı açıklamada, faiz arttırma kararına karşı olduğunu dile getirdi.

Arınç : Heybesinde küfürden başka bir şey yok istanbul travestileri

bulentarinc 867055101 Arınç : Heybesinde küfürden başka bir şey yok istanbul travestileri

istanbul travestileri

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, partisinin Gürsu ilçe teşkilatı tarafından düzenlenen kahvaltıda muhtarlar ve sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle bir araya geldi.
Alınlarının açık olduğunu ifade eden Arınç, “Hükümet kurarken 3 Y ile ‘yolsuzluk, yolsuzluk ve yasaklarla mücadele edeceğiz’ dedik. Bizim karnemize bakarsanız, bu 3 Y de yıldızlı pekiyi. 55 tane mafya ve çeteyi temizledik. Bugünlerdeki dedikodulara bakmayın. Bir yerde yolsuzluk varsa onu yakasından tutup yere çalacak olan tek parti AK Parti`dir. Yasaklarla mücadele ettik. Baş örtüsü sorundu. Başörtülüler üniversiteden, Meclis`ten atılıyordu. Dini kitaplar okunmuyordu. 3 konuda da hükümetimiz başarılı oldu, halkımıza verdiği sözü tuttu. Ben senden aldığım emaneti sokakta bırakmam. `Hangi tehditle karşılaşırsam karşılaşayım cesur olacağız, kimsenin topuna, tüfeğine aldırmayacağız` dedik. Ne olaylar, muhtıralar, ne 28 Şubat ve benzerlerini yaptılar. Ne bu ülkenin başbakanı ne de partisi şapkasını alıp kaçmadı. Dimdik durdu. Hepsine cesaretle karşılık verdi. Cesur alan izzet sahibidir. Hiç başımızı öne eğmedik. Yaptığımız her işin, attığımız her adımın hesabını verdik” diye konuştu.
Hayatının 4’te 3’ünü muhalefette geçirdiğini ifade ederek CHP lideri Kılıçdaroğlu’na yüklenen Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Muhalefetin ne olduğunu bilir, onu da iyi yaparız. Biz o zaman, `Ülkeyi iyi yönetmiyor` diyorduk. `Biz gelirsek daha iyisini yapacağız` diyorduk. Bugünün muhalefet lideri ne diyor? 1 saat konuşuyor, 55 dakikası 3 kelime. Başbakanımız için yüzü kızarmadan 55 dakika tekrarlıyor. Ne kadar ayıp, terbiyesiz, çirkin bir şey. Bu ülkeyi 11 yıldır başarıyla yönetmiş, milli geliri 6 misli artırmış olan bir insana, `Başbakan` demeyecekmiş de başka bir şey diyecekmiş. Siz bile dinlerken utanıyorsunuzdur. Edep sahibi insanlar, bir ülkenin başbakanına bu ifadeleri kullanmaz. O kullandığı sıfatları kendisine faiziyle iade ediyorum. San ana muhalefet lideri olacaksın. Yarın iktidara gelme ihtimalini varsayım olarak kabul edeceğiz. ‘Ben daha iyisini yapacağım’ desene. Heybesinde küfürden başka bir şey yok bu adamın. İnsan biraz utanır. Senin 7 dosyan var. 93 vekilin hakkında fezleke var. Dolandırıcılıktan sahtekarlığa kadar bir sürü dosyan var. Ben bunları bilmiyor muyum? Ama asla bunları söylemem. Bir siyasetçi başka bir siyasetçiye hakaret etme hakkına sahip değildir. O hep hakaret ediyor. Küpün içinde ne varsa dışına da o sızıyor. Allah vermemiş, ne yapalım?”
MHP lideri Devlet Bahçeli’yi de eleştiren Arınç, “MHP başkanı ise masum. Hükümeti eleştirecek bir şey bulmuyor ama o edepli. Kemal Kılıçdaroğlu gibi saldırgan değil. Bu da Türkiye için bir şans ama son günlerde AK Parti’yi eleştirmek için, iktidar olunca Tayyip Erdoğan’ın evinin önüne 50 metrelik afişe, `Ne Mutlu Türk`üm diyene` yazdıracakmış. Okul çocuklarını çağırıp evinin önünde andı okutacağını söylüyor. Bu da muhalefet partisi. Yapacağı şey iki. Bu neyi gösteriyor? Bunun neye faydası var? Hepimiz Türklüğümüzle övünürüz. Bu topraklar üzerinde biz milletçe bin yıl yaşamışız. Andı okutsan, okutmasan ne olacak? Bu kadar şekilcilikle ülkem istanbul travestiler, istanbul travestileri, istanbul travesti yönetilir mi? Bu zamana kadar okullarımıza her sabah bu andı okuyarak gittik. Sonunda karar verdik. 30 Eylül’den sonra bu andın okutulmamasına karar verdik. Bana kalırsa Tayyip Erdoğan’ın evinin önünde yapma, bunu kendi partinin her grup toplantısının başında 3 kez okut. Faydası varsa önce sen okut. Muhalefetimizin hali bu. Küfretmedikleri için şükrediyorum” dedi.
Kahvaltıya AK Parti Bursa milletvekilleri Bedrettin Yıldırım, Önder Matlı, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, AK Parti İl Başkanı Cemalettin Torun, Gürsu Belediye Başkanı Orhan Özcü, AK Parti Yıldırım Belediye Başkan adayı İsmail Hakkı Edebali, Gürsu Belediye Başkan Adayı Cüneyt Yıldız ve ilçe teşkilatı üyeleri de katıldı.

 

Haber Kaynağı: İHA

istanbul travestileri

Trans şarkıcı kızdırdı istanbul travestileri

Türkiye’den sonra Rusya da Eurovision’dan çekilebilir istanbul travestileri!

rusya karıstı 300x168 Trans şarkıcı kızdırdı istanbul travestileri

istanbul travestileri

 

Rus insan hakları savunucuları, sahneye kadın elbiseleriyle sakallı olarak çıkan Avusturyalı trans şarkıcı Conchita Wurst’ın çocukların psikolojisine olumsuz etkide bulunacağını belirterek Rusya’ya Eurovision’a katılmaktan vazgeçmesi çağrısında bulundu istanbul travestileri ve tüm Türkiye travestileri LGBT leri olarak Rusyanın b tutumundan bu baskıcı tavrında duyulan rahatsızlığı dile getirmekten geri kalmayalım lütfen